TOHUMDAN ÇINARA DAVA ÖNCÜLERİ

Haber tarihi: 9.4.2018 | Okunma: 560
Bu Haberi Paylaşın

Toç Bir-Sen’in ‘Tohumdan Çınara Dava Öncüleri’ isimli Vefa Programı’nda erdemi kuşanan dava öncüleri ve Toç Bir-Sen dostları bir araya geldi. Büyük ilgi gören programda duygu dolu anlar yaşandı.

2001 yılında kurulan Toç Bir-Sen’in ilk tohumlarını atan kurucu genel başkanından, 2018’e kadar bu davaya gönül veren dava öncüleri ile Toç Bir-Sen dostlarını buluşturan ‘Tohumdan Çınara Dava Öncüleri’ isimli program Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde gerçekleştirildi. Sendikal mücadelede büyük yokluklar içinde emek veren, alın teri döken dava öncülerini bir araya getiren program Toç Bir-Sen’in tarihi buluşmasına tanıklık etti.

‘Vefa Dostların Unutulmamasıdır’

Vefa programının açılış konuşmasını ev sahibi Genel Başkan Hüseyin Öztürk yaptı. ‘Vefa dostların unutulmaması, beşeri hayatı en yüce seviyede taçlandıran manevi haslettir’ diyen Öztürk konuşmasına ebediyete irtihal eden dava öncülerine rahmet dileyerek başladı.

Öztürk, ölümün bir bitiş olmadığını, fikirlerin, davaların ve ideallerin bitmeyen eserlerle yaşadığını söyleyerek; “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm / Destanlar yayılır mezarımızdan” dizeleri ile gerçekten mezarından destanlar yazmaya devam eden Başta Kurucu Genel Başkanımız çağın soylu adamı Mehmet Akif İnan’ı, Genel Başkan Yardımcılarımızdan Serdar Güllüoğlu ve Tahsin Suda ağabeyimizi,  İl Başkanlarımızdan Remzi Şanlı, Lütfi Bilbay ve yakın bir zamanda kaybettiğimiz Yılmaz Osanmaz kardeşlerimizi ve ebediyete irtihal eden tüm dava ve yol arkadaşlarımızı bir kez daha rahmetle, minnetle ve duayla anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

“Bizler bugün burada bir avuç inanmış dava adamının attığı ‘Erdemliler Hareketi’ tohumunun, çok şükür 43 bin kişilik koca bir çınara dönüşmesine şahitlik ediyoruz” diyen Öztürk türlü zorluklarla karşılaşmasına rağmen asla yılmamış, hak için hakikat için davasından vazgeçmemiş aksine davasına daha sıkı sarılmış, Memur-Sen’i Türkiye’nin bir numarası yapan, 1 milyonluk bir aileye dönüşmesinde emeği olan dava öncüleri bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu kaydetti.

Her Bir Dava Öncümüz Bu Yola, Yüreğini, Emeğini Ve Vefasını Koydu”

Öztürk, Memur-Sen ailesinin ve Toç Bir-Sen camiasının her daim ‘önce insan ve insan hakları’ dediğinin altını çizdiği konuşmasında şunları söyledi: “Hak, hakikat, adalet, kardeşlik ve özgürlük esaslarını hayatın merkezine alarak, erdemi kuşanarak çıktık bu kutlu yola. Mazlumun, mağdurun, gönül coğrafyamızın derdini kendimize dert edindik. Anadolu’nun her noktasında her bir dava öncümüz bu yola, yüreğini, emeğini, alınterini ve vefasını koydu. Yürek yüreğe, kafa kafaya verdik, ortak akıl ve ortak çaba ile engelleri aştık. Bu yolda azığımız sadece; Davamız, kardeşliğimiz, birlik ve beraberliğimiz oldu.   

Kurucusundan-üyesine, şube ve il yönetimlerinden genel merkezine, komisyonlarından çalışanlarına kadar ilmek ilmek dokunan bu başarının temelinde hiç kuşkusuz teşkilat mensuplarının ilk günden bugüne kadar düşünce birliği, gönül birliği, eylem birliği içinde her daim doğru yerde durması, doğru işleri yapması yatmaktadır.

Birlik içinde yer alan her bir üye kardeşimiz, “birliğimizin” en nadide parçasıdır. Birliğimizin herhangi bir parçası diğerinden daha az ya da daha fazla değerli değildir. Bizlerin üye sayımızı artırma çaba ve gayretleri, salt sayısal bir artış amacı gütmez. Bizlerin asıl amacı sayımızı artırarak birliğimizi pekiştirmek ve büyütmektir.

Bu büyümeyi sağlarken ise dikkat edeceğimiz en önemli husus “Ben” değil “Biz” olmaktır. Çünkü kazananlar daima “Ben” değil “Biz” diyenlerdir.”

“Büyük Hedeflerimiz Var, Umutlarımız Var, Hayallerimiz Var”

Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Genel Başkan Öztürk; “Türkiye’nin en büyük Sivil Toplum Kuruluşu Memur-Sen ve Toç Bir-Sen olarak; ilk günden beri dava öncülerimizin bıraktığı emanetin, üyelerimizin bize yüklediği o büyük sorumluluğun bilincindeyiz. Bu sebeple kamu çalışanlarımız, milletimiz, ülkemiz ve insanlık için büyük hedeflerimiz var, umutlarımız var, hayallerimiz var” dedi.

Sorumluluklarını iki boyutuyla konuklarıyla paylaşan Öztürk; “Kamu sendikacılığı açısından bakıldığında hedefimiz kamu çalışanlarımızın sosyal ve özlük haklarının korunması, genişletilmesi ve kazanımlarının artırılmasıdır. Bu noktada kurulduğumuzdan bugüne değin hep birlikte büyük mücadeleler verdik, alın teri döktük, dökmeye de devam ediyoruz. Masada ve sahada kamu çalışanlarımızı en iyi şekilde temsil etmeye gayret ediyoruz.

Sivil Toplum Kuruluşu olarak sosyal hayata dair hedefimiz ise büyük, güçlü ve müreffeh bir Türkiye, birlik olmuş bir ümmet, adaletsizliklerin, savaşların, katliamların, işgallerin yaşanmadığı, kaynakların adil dağıtıldığı bir dünyadır.

“Hepimizin Derdi de Gayesi de Tek”

Teşkilat olarak sorumluluğumuzun sadece sendikal mücadele ile sınırlı olmadığının bilincindeyiz. Hepimizin derdi de gayesi de tek.

Aynı ideal etrafında toplanarak tarihi miraslarımıza sahip çıkarak, sadece kamu çalışanlarımızın değil; çocuklarımızın, gençlerimizin, necip milletimizin ve umudunu bize bağlamış tüm mazlumların yanında, zalimin ise karşısında durmak gibi kadim bir derdimiz, sorumluluğumuz var bizim.

Hatırlayacağınız gibi; Memur-Sen ve Toç Bir-Sen olarak bizler Türkiye’nin demokratikleşme, sivilleşme ve özgürleşme süreçlerine destek olmak için pek çok alanda omuz omuza çalışmalar yaptık, tarihi süreçlerde hep kilit roller üstlendik.

•        Ortak Akıl Mitinglerinin düzenlenmesi,

•        Anayasa değişikliği paketinin kabul edilmesi,

•        Kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkının, iş güvencesi korunarak elde edilmesi,

•        Katsayı engellerinin kaldırılması,

•        Ülkemizin dört bir yanında kurduğumuz stantlarla kar kış / gece gündüz demeden topladığımız 12 milyon 300 bin imza ile bir insanlık ayıbı olan başörtüsü yasağının kaldırılması,

•        Yeniden Büyük Türkiye yolculuğunu kesintiye uğratmaya yönelik eylem ve girişimlerin püskürtülmesi,

•        Küresel sömürü düzeninin mazlum ve mahzun kıldığı bütün insanlara yardım elinin uzatılması,

•        Kökü dışarıda dalları içeride olan hainlerin ve onların piyonlarının gerçekleştirdikleri Gezi Parkı ve 17-25 Aralık girişimlerinin bertaraf edilmesindeki duruşumuz,

•        Ülke ve millet varlığını imha etmeyi amaçlayan emperyalist odakların işbirlikçilerince gerçekleştirilen, hain darbe kalkışmasının yaşandığı o meşum 15 Temmuz gecesinde tüm teşkilat mensuplarıyla birlikte alanlara ilk inenler olarak namlulara, tanklara, bombalara göğüs gerip 15 Temmuz’un bir diriliş gecesine dönüşmesinde büyük rol oynadık, istikbalimiz ve istiklalimiz için alanlarda olduk. Bugün de; dün hainlere geçit vermediğimiz gibi,

Afrin Harekatı ile “işgal için değil ihya için” sınır ötesinde görev yapan güvenlik güçlerimize destek olmaya, milletin iradesini, inancını, hakikati hiçe sayanların, hain darbecilerin ve onların kuklalarının, şehitlerimizin kanlarıyla sulanan cennet vatanımıza göz diken teröristlerin ve destekçilerinin oyunlarını bozmak için de tüm gücümüzle devletimizin, milletimizin ve millet iradesinin yanında yer aldık, almaya devam edeceğiz.

Milli birlik ve dayanışma ruhuyla, yürekleri vatan, millet, bayrak ve ezan için atan Teşkilatımız her daim teyakkuz halinde olacak, bu alçaklara asla fırsat vermeyecek, son yıllarda izlediği politikalar ile bölgesel güç ve küresel aktör olan ülkemizin Dünya’da daha etkin olabilmesi için, Büyük, Güçlü, Lider ve Muzaffer bir Türkiye idealine sahip çıkmayı aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz.

Çünkü bu aile şunu iyi biliyor; Nemrutların karşısında İbrahim olmak için “Sağlam bedene değil, sağlam yüreğe ihtiyaç vardır.”  Bu teşkilatta, bu ailede; bu yürek var Elhamdülillah!” dedi.

“Asla Yılmayacak ve Yorulmayacağız”

Toç Bir-Sen olarak dava yolunda asla yılmayacak ve yorulmayacaklarının da altını çizen  Öztürk ilk günkü heyecanla ve kararlılıkla bu uğurda ter akıtmaya devam edeceklerini kaydederek; “Toç-Bir-Sen’in her bir üyesi bir duvarın taşları gibidir, hepimiz biliriz ki duvarın hiçbir taşı diğerlerinden daha az veya daha çok önemli değildir! Bu duvardan ayrılacak her bir taş parçası, zalime içinden geçecek bir gedik açmaktadır. Bizim birliğimize gelecek bir halel, evlatlarımızın hayatına vuracağımız bir zincir, bir prangadır. Nasıl ki bizim mücadelemizi bizden öncekiler tırnaklarıyla kazıyarak kurduysa, bizlerde evlatlarımızın mücadelesini ve geleceğini tırnaklarımızla kazıyarak kuracağız. Bunu yaparken de hep birlikte başarı ve istikrarın adresi olan Toç Bir-Sen’in neferleri olarak asla gevşemeyecek, yılmayacak ve yorulmayacak, davamız uğruna, hedeflerimiz uğruna ilk günkü heyecanla hep birlikte çalışmaya, ter akıtmaya devam edeceğiz. Aldığımız bu emaneti, bu bayrağı yine ehline teslim edinceye kadar daha da yukarılara taşımaya gayret edeceğiz" dedi.

“Birliğimiz, Dirliğimiz, Kardeşliğimiz Daim Olsun”

"Sendikacılık bir gönül işidir. Sendikacılığın ana damarı da teşkilatçılıktır. Zor ve meşakkatli olduğu kadar da sabır ister, emek ister, alın teri ister. Hedef hep bir adım ileridedir, bu yüzden hiç durmadan koşmak ister" diyen Öztürk konuşmasını; "Bu uğurda hiç durmadan koşan, yokluklar içinde büyük özveri ve fedakarlıkla Toç Bir-Sen’imize büyük emek veren Toç Bir Sen’in ilk tohumunu atan Kurucu Genel Başkanımızdan kurucularımıza, Teşkilatımızın büyümesinde emeği olan tüm Genel Başkan ve Genel Başkan Yardımcılarımıza ve kurulduğu günden bugüne Erdemliler Hareketinin illerde öncülüğünü yapan Tüm uçbeyi İl ve Şube Başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize, denetleme ve disiplin kurulu üyelerimize, işyeri temsilcilerimize, Kadınlar ve Engelli Çalışanlar Komisyonlarımıza ve bu davaya gönül vermiş tüm üyelerimize ve dostlarımıza, emekleri ve alınterleri için şahsım ve yönetim kurulum adına en içten duygularla bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. “Birliğimiz, Dirliğimiz, Kardeşliğimiz Daim Olsun” diyerek noktaladı.

Gündoğdu: Vefayı Diri Tutmak Medeniyeti Yaşatmaktır

Programa katılan Ankara Milletvekili, TBMM İdare Amiri ve Memur-Sen Onursal Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da konuşmasına ebediyete irtihal eden dava öncülerine rahmet dileyerek, dava öncülerine selam ederek başladı. Toç Bir-Sen’i vefa buluşmasından dolayı tebrik ettiğini söyleyen Gündoğdu; “Gönül erlerine, Türkiye sevdalılarına, emeğin ve özgürlüğün sahiplerine selam olsun” dedi.

“Vefa unutmamaktır, vefayı diri tutmak medeniyeti yaşatmaktır, medeniyeti yaşatmak emperyalistlerin siyonistlerin yaptığı zulümleri unutmamak ve o zalimlere benzememektir” diyen Gündoğdu bu toprakların 1071'de Malazgirt Zaferi ile bize vatan kılındığını o günden beri de emperyalistlerin, siyonistlerin bu ülkeyi sıkıştırmak için vesayet savaşlarını harekete geçirdiklerini kaydetti. Gündoğdu sözlerini şöyle sürdürdü: Bazen Çanakkale'de olduğu gibi kendileri doğrudan geldi, bazen 15 Temmuz'da olduğu gibi FETO hainlerine vekalet verdiler. Şimdi de Afrin'de PKK/PYD hainlerine vekalet verdiler. Dünya lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan partimizi kurduğu ay ilk basın toplantısında bir cümle kuruyor: “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” Eminim ve biliyorum bu cümlenin aynısı merhum Erbakan Hocam Milli Nizam-ı kurduğu gün, Merhum Mehmet Akif İnan ağabey 1992'de Eğitim Bir-Sen’i, 1995'te Memur-Sen’i kurduğu zaman ifade etmiştir

Neydi bu büyüklerin ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ sözü. İçeride vesayet odakları ile mücadele dışarıda siyonistlerle mücadeledir. Bunu diri tutun da Genel Başkan Ali Yalçın ‘Vefa hatırlamak değil unutmamaktır’ dedi. Aliya Izzetbegoviç, Siyonistlerin, emperyalistlerin Kirleşmiş Milletler'in Hollandalı askerlerin eliyle Srebrenitsa'da yaptığı katliamı dile getirerek iki şeyi dile getiriyor: Bir zulmü unutmamak, iki bu zulümleri yaşatanlara benzememek. Bugün ümmetin ve milletin en önemli sorunu budur. Geçmişte bize yaşatılanları unutmak, yasaklarıyla kök söktürenlere benzemek ve 28 Şubatları, ezanların Türkçe okutulduğu dönemleri unutmak. Onun için altını çiziyorum; Vefa unutmamaktır, vefayı diri tutmak medeniyeti yaşatmaktır, medeniyeti yaşatmak emperyalistlerin siyonistlerin yaptığı zulümleri unutmamak ve o zalimlere benzememektir.”

“Kırmızı Çizgimiz Bellidir; Ezanları Dindirmemek, Bayrağımızı İndirmemek, Namusumuzu Çiğnetmemek, Vatanı Böldürmemek”

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki; “Sizden herhangi biriniz bir kِötülük gِördüğünde onu eliyle değiştirsin. Eğer buna güç yetiremezse diliyle değiştirsin. Buna da güç yetiremezse kalbiyle (buğz etsin). Bu ise imanın en zayıf mertebesidir”

Ben de diyorum ki eski Türkiye, Toç Bir-Sen öncesi Türkiye, Memur-Sen öncesi Türkiye, AK Parti öncesi Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan öncesi Türkiye; IMF'ye mahkum, vesayet odaklarının emrinde kalben sadece buğz eden bir Türkiye iken bugün dünya liderinin sözüyle ‘Dünya beşten büyüktür!’ diyen, siyonistlere ‘Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz!’ diyen, Amerikan faşisti Trump’a Birleşmiş Milletler’de tükürdüğünü yalatan, dün içeride PKK ile ancak mücadele edebilirken tüfeği bile kendisine ait değilken, İHA’sıyla, Siha’sıyla Suriye'de Afrin’de, Irak'ta, Kosova'da, dünyada operasyon yapan bir Türkiye'dir. Allah'a hamdolsun.

Hak ile batılın savaşı kıyamete kadar devam edecektir. Önemli olan nerede durduğumuzdur. Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Toç Bir-Sen ailesi olarak Memur-Sen ailesi olarak bu milletin örgütlü sözcüleri olarak İslam aleminin dünyada beklenen ülkesinin insanları olarak kırmızı çizgimiz bellidir; ezanları dindirmemek, bayrağımızı indirmemek, namusumuzu çiğnetmemek, vatanı böldürmemek. Vatanı böldürtmeyenlere selam olsun!

Ali Yalçın: Türkiye'nin En Büyük Örgütlü Gücü Memur-Sen’de Teşkilat Mensuplarımızın Alın Teri ve Emeği Var

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ‘Tohumdan Çınara Dava Öncüleri’ programında coşkulu kalabalığa seslendi. Yalçın, Türkiye'nin en büyük örgütlü gücünün Memur-Sen olduğunu belirttiği konuşmasında bu başarıda teşkilata gönül vermiş her bir teşkilat mensubunun alın teri ve emeği olduğunu söyledi.  Yalçın; “Bugün burada teşkilatın kuruculuğunu yapan Osman Şimşek ağabeyimiz, teşkilatın eskiden bugüne liderliğini yapan, tecrübeleriyle, emekleriyle, gayretleriyle bu teşkilata yürek vermiş, enerji vermiş ve bu teşkilatı birler sayısından alıp milyonlar sayısına taşıyan büyük bir çınara dönüştürmüş, kitlesel hale getirmiş teşkilatımızın ağabeyleri, genel başkanlarımız, Onursal Genel Başkanımız ve teşkilatın çilekeşleri var. Onun için ben öncelikle böyle bir geceyi tertip ettiği için Toç Bir-Sen’imizin genel başkanına ve onun şahsında yönetimine ve teşrifleriniz için sizlere teşekkür ediyorum. Ahirete irtihal etmiş olan başta Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan olmak üzere ebedi aleme göç eden Toç Bir-Sen’in tüm dava erlerinin Rabbim mekanlarını cennet eylesin” dedi.

Yalçın, Memur-Sen Ailesinin, çeyrek asrı devirmiş yarım asra yürüyen bir teşkilat olduğunun altını çizerek; “Bir tohumu toprağa fideleyip, önce fideye, sonra fidana, ardından çınara ve koca bir ormana dönüştürmeyi başarmış Türkiye'nin en büyük örgütlü gücü.  Bu teşkilat bugünlere kolay gelmedi bunun hikayesi sizler de gizli. Onun için bu gece sizleri dinlemek büyük bir şans” dedi.

“Vefa Hatırlamak Değil Vefa Unutmamaktır”

Toç Bir-Sen’in vefa buluşması ile çok önemli bir harekete imza attığını, vefanın hatırlamak değil unutmamak olduğunu ispatladığını belirten Yalçın şunları dile getirdi: “Bugün Toç Bir-Sen, 2001 yılından bugüne kadar bu teşkilata emek vermiş, ter akıtmış tüm teşkilat mensuplarını bir araya getirerek çok önemli, kıymetli bir davranış gösteriyor. Sendikayı bugüne taşıyan insanların, ter akıtan insanların, davaya yürek verenlerin ‘Vefa Gecesi’nde bir araya gelmesi vefanın en önemli göstergesi olduğu gibi aynı zamanda teşkilatın istikameti açısından da bir sigortadır. Onun için vefa hatırlamak değil, vefa unutmamaktır. Bu program Toç Bir-Sen’e emek verenlerin unutulmadığının göstergesidir. Toç Bir-Sen bugün teşkilata ömür vermiş olanların aileleri ile teşkilatı bir araya getirerek de önemli bir çalışmaya imza attı. Bu ‘Erdemli Sendikacılık’ açısından son derece önemli.”

“Derdi Millet, Yükü Yeni Bir Medeniyet İddiası İle Yola Çıktık”  

Yalçın konuşmasının devamında şunları söyledi: “Memur-Sen olarak 1992’de yola çıkarken, bu teşkilat başka sendikalar gibi olma iddiasıyla yola çıkmadı. Bu teşkilat yeni bir sendikal akımı, yeni bir sendikal inşayı mümkün kılma iddiasıyla yola çıktı. Kendi köklerinden beslenen, kendi değerlerine yaslanan, oralardan kaynaklı aidiyetlerle toplumun tamamını kuşatan, derdi Millet, yükü yeni bir medeniyet iddiası ile yola çıktı. Niyet hayr olduğu için de akıbet hayr oldu. Ve bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin en büyük örgütlü gücü olmayı başardık.

Sizin dava adamlığınız, bu davadaki sebatınız,  bugün burada olmanız bu davaya olan sadakatinizi gösteriyor. Bu vefalı davranış için hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.     

Coşkun: Davalar da Bir Tohumla Başlar, Gün Gelir Koca Bir Çınar Olur

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Volkan Mutlu Coşkun da programda bir selamlama konuşması yaptı. “Öncelikle sizlere, Sayın Bakanımız Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba Beyefendi’nin hususi selamlarını iletmek istiyorum. Zat-ı A’lileri çok arzu etmelerine rağmen, programa katılamadıklarından, şahsıma bu kıymetli görevi tevdi etmişlerdir” diyen Coşkun programa katıldığı için büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

“Davalar bir tohumla başlar, günbegün büyür ve gün gelir, koca bir çınar olur” diyen Volkan konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnsanlık, Hz. Âdem ile, Hak-Batıl Mücadelesi ise, Habil’ in HAK için, Kabil’e karşı dik duruşu ile başladı… Bu dava HAK adına, mukaddes bir tohumla asırlar öncesinde gönüllere ekildi. Bu sebeple; “Tohumdan Çınara Dava Öncüleri” ifadesi, ilk duyduğumda beni çok heyecanlandırdı. Hak davasının yakın tarih öncüleri olan;  İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’i, Üstad Necip Fazıl’ı, Cahit Zarifoğlu’nu, Erdem Beyazıt’ı ve adını saymakla bitiremeyeceğimiz nice güzel adamı, Memur-Sen Ailesinin dava öncülerinin öncüsü, güzel adam, Merhum Mehmet Akif İnan’ı, O’nun açtığı bu hayırlı yola hayatını adayan, Merhum Serdar Güllüoğlu’nu, Merhum Tahsin Suda’yı ve onların şahsında ahirete intikal eden tüm güzel yürekli bu insanlarımızı rahmetle ve minnetle yâd ediyorum. Rabbim Onları Rahmet Peygamberimizin komşusu eylesin.

“Sizleri, Bu Rahmet Ordusunun Neferi Olduğunuz İçin Tebrik Ediyorum”

Memur-Sen; Hak arayışında, dikleşmeden dik duran bir felsefeye sahiptir. Her zaman yapıcı ve pozitif katkı sağlamaya yönelik bir duruş sergilemektedir. Ayrıca, sadece üyelerine yönelik hak arama mücadelesiyle yetinmediğini biliyoruz. Milli ve Manevi değerlerimizin muhafazası için, Milli birlik ve beraberliğimizin tesisi ve bekası için, mücadele vermekte, Ülkemize karşı tertip edilen, her türlü oyunun ve müdahalenin karşısında, dimdik durmakta olduğunu görüyoruz.

Memur-Sen, Dünya çapında, her zaman zalime karşı mazlumun yanında yer almaktadır. İslam coğrafyasında yaşanan insanlık dramına ve Çocukların ölümüne sessiz ve seyirci kalmamaktadır. Akan kana ve mahzun gözyaşlarına deva olmak için azami gayret sarf etmektedir. Sizleri, bu rahmet ordusunun birer neferi olduğunuz için, en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.”

Karacabey: Toç Bir-Sen’i Bu Anlamlı Geceden Dolayı Tebrik Ediyorum

Vefa programına katılan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey de yaptığı selamlama konuşmasında Bakara Suresi’nin 4. Ayeti “Ahdime bağlı kalın, ki Ben de ahdinize bağlı kalayım” ayeti kerimesini hatırlatarak; “Toplumumuzda maalesef her gün unutulmaya yüz tutmuş vefa gibi önemli bir eylemi tekrar hatırlatmak maksadıyla gecenin ismine uygun böylesine güzel ve anlamlı bir geceyi tertip ettikleri için Toç Bir-Sen Genel Başkanına ve Yönetim Kurulu üyelerini bir kere daha tebrik ediyor şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Toruntay: Dostluğumuz Daim Olsun

Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Taşıma-İş Genel Başkanı Mustafa Toruntay ise konuşmasında şunları söyledi: “2001 yılından bugüne yol arkadaşlığı yapmış, çile çekmiş, davaya yüreğini vermiş, dostlarını unutmayan ve onlara bu vefa gecesini düzenleyen Toç Bir-Sen Genel Başkanı Hüseyin Öztürk’ü ve Yönetim Kurulu üyelerine teşekkür ediyorum. Sendikacılığın ne denli zorlu bir yolculuk olduğunu bir sendikacı olarak ben de çok iyi biliyorum. Çünkü Memur-Sen kardeş kuruluşumuz. Memur-Sen’in ve Toç Bir-Sen’in bu günlere gelirken emek mücadelesinde, hak mücadelesinde verdiği emek, ülkesinin milli birliği ve bütünlüğü için göstermiş olduğu kararlılık için de kutluyorum. Dostluğumuz daim olsun.”

Şimşek: Bu Başarıda Emeği Olan Tüm Kardeşlerimizi Tebrik Ediyorum

Toç Bir-Sen Kurucu Genel Başkanı Osman Şimşek de Şimşek konuşmasına Necip Fazıl Kısakürek’in “Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte! / Ölsek de sevinin,eve dönsek de! / Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! / Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! / Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir” dizelerini okuyarak başladı. Vefa buluşmasının kendini çok duygulandırdığını da sözlerine ekleyen Şimşek “Bu güzel buluşmadan dolayı Hüseyin Başkanımıza ve Yönetim Kurulu’na teşekkür ediyorum. 23 Mayıs 2001 yılında 23 arkadaşlarımızla çıktığımız bu yolda tohum çınar, başak buğday oldu. Bugün çok şükür Toç Bir-Sen’in üye sayısı 45 binlere ulaştı. Hizmet kolu çalışanlarının yüzde 70’i bugün Toç Bir-Sen ailesinin bir ferdi. Bu başarıda emeği olan tüm kardeşlerimizi tebrik ediyor, bugün burada bizlerle bir arada olan tüm dostlarımız içtenlikle selamlıyorum” dedi.

Programda Fazlı Çoban ve Esat Aydoğan da konuklara eşsiz bir tasavvuf müziği ziyafeti sundu.

Dünya Kur'an okuma birincisi, Hacı Bayram-ı Veli Cami İmam Hatibi Ahmet Karalı Hoca'da muhteşem bir Kur'an-ı Kerim tilaveti dinletti. Ebediyete irtihal eden teşkilat mensupları için il ve şube başkanlıklarınca okunan hatimler de dualanarak ruhlarına hediye edildi.

Konuşmaların ardından Merhum Dava Öncüleri; Tahsin Suda, Serdar Güllüoğlu, Lütfi Bilbay ile Yılmaz Osanmaz'ın evlatlarına da günün anısına bir hatıra verildi.

Habere Bağlı Fotoğraflar