Es-Selamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü

İbrahim Ethem GÜRSOY -

Okunma: 336
Bu Haberi Paylaşın

Kıymetli dostlar yeni sayı ile tekrar karşınızdayız. Bu sayıda da bizleri sizlerle buluşturan rabbimize hamd olsun. Hep beraber yaşadığımız 15 Temmuz Hain kalkışması ve Türkiye’yi işgal harekâtı sonrası tekrar buluşmamız bizler için çok anlamlı. Bu sayımızda 15 Temmuz ihanet teşebbüsünü, bu ihanet teşebbüsünün karşısında ilk andan itibaren, sendikamızın, teşkilatımızın ve aziz milletimizin dimdik duruşunu, hainliğe dur deyişini bulacaksınız. Yine bu sayımızda daha önceki sayılarımızda olduğu gibi kurumsal faaliyetlerimizi, eğitim ve istişare toplantılarımızı, sosyal faaliyetlerimizi ve hukuk köşesinde kazandığımız mahkeme kararlarından bazı örnekleri ve şubelerimizden haberleri bulacaksınız.  Önceki sayılarımızdan farklı olarak Genel Merkez Yönetim Kurulu üyelerimizin de makalelerini bu sayımızda keyifle okuyacaksınız.

Bu köşede geçtiğimiz günlerde gerçekleşen referanduma’da biraz değinmek istiyorum. Hepimizin malumu olduğu üzere ülkemizin mevcut yönetim sistemi parlamenter hükümet modeli olup, 94 yıldır bu hükümet sistemi ile yönetilmekteyiz. Ancak bu hükümet sistemi maalesef her 10 yılda bir darbelere sebep olmuş diktatörler doğurmuştur. (1960 ihtilali MBK, 1962-1963 Talat Aydemir ihtilali, 12 Mart 1971 Darbesi Memduh Tağmaç, 12 Eylül 1980 Kenan Evren, 28 Şubat 1997 Çevik Bir, Güven Erkaya, İ. Hakkı Karadayı, 27 Nisan 2007 e-muhtıra, Yaşar Büyükanıt) 15 Temmuz Hain Kalkışması ise bunun son örneğidir.

Cumhurbaşkanlığı sistemine diktatörlük getirecek diyenler, 16 Nisan’da değiştirilen eski sistemin darbelere ve diktatörlüğe çanak tuttuğunu, zayıf hükümetler ve siyasi krizler doğurduğunu göz ardı etmektedirler.

Millet ve devlet olarak; ülke genelinde FETÖ/PDY ile, Doğu’da PKK ile, Kuzey Irak’ta DEAŞ/PKK ile, Suriye’de Fırat Kalkanı harekâtında DEAŞ/YPG ile savaşırken, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün devamı olan ekonomik saldırılar ile boğuşurken ülke ve millet olarak; hızlı kararlar alacak, doğrudan millet tarafından seçilecek ve bu milletin çoğunluğunun desteğine sahip güçlü yöneticilere ihtiyacımız olduğu aşikardır.

Bilindiği üzere mevcut sistemde yasalar TBMM’ye iki şekilde sunulur; Kanun Tasarısı veya Kanun Teklifi. Milletvekillerinin sunduğu kanun teklifi olup hükümetin gönderdiği Kanun Tasarısıdır. TBMM’ce çıkartılan yasalar incelendiğinde birkaç tane teklif haricinde tamamen tasarılar yasalaşmıştır. Yeni sistemde hükümet kanun tasarısı gönderemeyecek yalnızca milletvekilleri kanun teklifi verecektir ki, bu yasamanın yürütmenin karşısında güçlendirilmesi demektir.

Cumhurbaşkanlığı sistemi güçlü yasama, güçlü meclis demektir.

15 Temmuz darbe teşebbüsü bizlere gösterdi ki, devletin kılcal damarlarına kadar sirayet eden hainlere karşı, yönetim sisteminde acilen köklü değişiklikler yapılmasına ihtiyaç vardır ki 16 Nisan Anayasa Referandum sonuçları ile aziz milletimiz de bu yönde karar vermiştir. İnşallah bu değişiklikler ile milletin üzerinde bir vesayet kurumu gibi çalışan yargı/asker ve bürokratik oligarşiye karşı, seçimle gelen Cumhurbaşkanlığı güçlendirilerek bu millet bir daha darbelerle karşılaşmayacaktır.

Cumhurbaşkanlığı sistemi seçilenlerin, atananların karşısında güçlendirilmesinin adıdır.

Referandumda verilen tüm oyların (Evet/Hayır) çok kıymetli olduğunu hatırlatarak, 16 Nisan halk oylamasının milli birliğimizi tesis etmesi temennisiyle, (%25-30’lar ile iktidar olma dönemi kapanmış olup, artık %50+1’i alamayıp toplumun çoğunu kucaklamayanların iktidar olması mümkün değildir)  yarınlara güvenle bakan, güçlü Türkiye ve güçlü millet için EVET oyu kullanan tüm teşkilatımıza en kalbi şükranlarımı sunarken;

“Tarihin, Dalga kırma ve Dalga kurma yolculuğu olduğunu unutmadan

Dalgayı kırıp çakıl taşlarını temizleyerek,

Dalga kurup yapı taşlarını döşemek temennisiyle”


Yazarın Diğer Yazıları

  1. Es-Selamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü
  2. Teşekkür ve Merhaba