İslam Düşmanlığınızı Laiklikle Örtemezsiniz
24 Şubat 2026 Salı 12:20
Sözde laiklik kalkanının gizlenip vesayet kurallarını gizleyerek çalışan bazı meslek odalarının ve sendikaların da bu bildiri yarışlarına katıldığını; Eski Türkiye'nin refleksleriyle yeniden saf tutulduklarını görüyoruz.
Bildiride her ifadeyi, fikir ayrılık demagojisini, siyasal bir hazımsızlığı, ideolojik bir çarpıklığı ortaya koyuyor. Örneğin “..laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laikliği savunanları hedef gösteren…” ifadesi bir saptama değil apaçık bir saptırmadır. Yine “Emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir.” Paranoyanın ifadesi açıklanamayacak bir hezeyandan ibarettir.
Nitekim sokaklarda tesettürlü kadınlar, sarılı cübbeli insanlar, başında tülbent ayağında şalvar var diye bir Belediye Başkanının “laik anksiyete” geçiren kendiliğinden çağdaş ilericilerin yaralanmalarına ve saldırılarına maruz kaldıkları, dindarların seküler zorbalığa her yerde bir zeminde “ laiklik elden gidiyor ” yaygarası hezeyandan başka ne olabilir?
Aziz milletimiz biliyor ki; ortada ne laiklik diye bir sorun ne de laikliği savunmayı kapsayan bir durum vardır. Bilakis sorunu, kaybettiği imtiyazları hazmedemeyen jakoben zihniyettir. Sorun laiklik değil, takıntılı laikçilerdir.
O nedenle buradan bildiri yarışına giren demagoglara sesleniyorum ki; algıları bırakın olguları konuşalım. Biz sizin demagojiye malzeme yaptığınız laiklik, özgürlük, özgürlük ve demokrasiden ne anladığınıza çok iyi karar verdiniz!
Sizler; Medine Bircan'ın, laikliği insanlığın önüne geçmiş bir doktor tarafından, başörtülü diye hastanede kovulup ölmesine sessiz kalana kadar laiksiniz!
Kız çocukları okumuyor diye hassasiyetle kasarken, binlerce başörtülü kız öğrencinin okullardan yaka paça atılmasını alkışlayacak kadar laiksiniz!
28 Şubat sürecinde orduyu göreve çağıracak kadar laik ve demokratsınız. Emek ve emekçi hamiliğini birisini bırakmazken 28 Şubat'ta binlerce kamu emekçisi ekmeksiz bırakıldığında zevkten dört köşe olacak kadar laiksiniz!
Laikliğiniz o kadar sorgulanamaz ki; Sırf dindar diye Suriye'nin meşru Cumhurbaşkanına terörist derken, eli kanlı terör örgütü PKK'ya özgürlük savaşçısı yaşayacağı kadar laiksiniz!
“Millet aydınlansın” diye memleketi yakmakta olan bir an bile sorgulamamaksizin ilericiliğinizi, çağdaşlık soslu müstemleke ruhunuzu, içinde yaşadığınız toplumun değerlerinden ayrılan utancı çok iyi başlatır.
Antiemperyalist devrimci demokratlığınızı, emperyalizmin tezgâhladığı 27 Mayıs'ı bayram olarak kutlamanızı, 28 Şubat'ın parçası olmanızdan, 15 Temmuz'da umutlanmanızdan başladı.
Memur-Sen olarak; Sözde laiklik savunusu adına “kader”, “fıtrat”, “inanç” gibi İslam'a ve kavramlarımıza kin kusan rapordaki teorik terör ve aşağılamayı reddediyor ve lanetliyor;
Kendisinin temsilcisi sanan zaval hakikatlılara diyoruz ki;
Artık düşün bu milletin yakasından! Milletin inancına düşmanlık yapmayı bırakın. Laiklik adı altında suni gündemlerle emek ve ekmek mücadelesi veren milyonların çözümünü saptırmayın, emek mücadelesini vermeyin. Emekçiden gelen güç, emekçilerin inanç değerlerine saldırmak için kullanmayı bırakın. Bu “amaçlı” laiklik oyunları Eski Türkiye'de kaldı.
Uyanın artık; 28 Şubat bitti!
